basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2011 Perşembe

"Yavaş Gel de Saçın Başın Dağılmasın"


Bu geceki Draft hakkında kısacık bir yazı yazmıştım, şimdi Draft'le ilgili yazıları falan okurken Enes Kanter'in şu açıklamasına denk geldim: "Bende Pau Gasol'ün post oyunları, Dirk Nowitzki'nin şutları ve Dwight Howard'ın deliciliği var" demiş Enes. Yavaş gel baba, bu ne özgüvendir? Açıklamanın tamamı ve kendisiyle ilgili draft hakkında yapılan kısa söyleşiye buradan ulaşabilmek mümkün.

Bu arada fotoğraf da 2011 Rookie Photoshoot'tan arak. Diğer fotoğraflara da buradan ulaşılabilir yine, unutmadan fikrimi belirteyim, açık ara en kötü giyim Enes'e ait.

NBA Draft 2007

Günün anlam ve önemine uygun olarak bu fotoğrafı düşündüm. 2007 Draft'i öncesi Greg Oden mı Kevin Durant mi tartışmaları sürerken Greg Oden öne geçmek için böyle bir adım atmıştı fakat o günden bu güne çok şey değişti. Şimdi Kevin Durant NBA'in en önemli oyuncularından biriyken Greg Oden'ın adı sadece sakatlıklarıyla anılıyor.

Bakalım Enes'in de katılacağı Draft 2011'le ilgili gelecek yıllarda neler söyleyeceğiz. Draft gecesi bu gece NTVSpor'dan canlı olarak yayınlanacak.

17 Kasım 2010 Çarşamba

Allen Iverson #2


Daha önceden dedikodular arttığında bir şeyler yazmak istemiştim fakat yazamamıştım, resmileşince yazarım demiştim. Olay resmileşti inanmadım, sözleşmeyi imzalattık ulan dediler inanmadım, resmi sitede duyurdular resim mesim koydular Kartal Yuvası forma satışlarına başladı inanmadım. Olur bir terslik dedim. En sonunda uçağı kaçırdı, hah dedim işte başladık. Olmaz o iş hacıııı dedim kendimden emin bir şekilde. Adam geldi, İstanbul'a ayak bastı. E oynayacak mı bakalım dedim, yine inanmadım. Dün maç başlayana kadar da hala inanmıyordum. Fakat bir de baktım ki adam sahada. 4 numaralı Iverson forması! Beşiktaş Cola Turka forması. Altında Krispi falan yazıyor.

Dün maçın bir kısmını izleyebildim, maç sonunda yenilmişiz. Iverson neler yaptı bakmadım da. En son 3 sayı, 2 ribaund ve 1 asisti mi ne vardı. Kendi halinde takılıyordu fakat o hali bile seyirciyi havaya sokmaya yetiyordu. Attığı ilk sayılarda seyirci adeta çıldırmıştı. E haklılar tabi. Adam Iverson ulan! Allen Iverson! Yaşı 30 küsür olmuş kim takar?

Bir nesil sırf bu adamla Reebok'ı sevdi, Reebok ürünlerini kullandı, Reebok'ın "havalı ayakkabı"larını giydi. Sırf bu adamdan görüp MSN nicklerini, forum imzalarını "Only the Strong Survive"lar ile doldurdu, hayat felsefesi haline getirdi. Bir nesil bu adamın yaptığı crossoverları taklit etti, mahalle arası maçlarda şut atarken "ayvırsııııın" diye bağırdı, kendini onun yerine koydu. En ilginç olanı belki de yine bir nesil koluna çorap kesip taktı, ona benzemeye çalıştı. Bir nesil bu adamın söylediği sözleri "of bee adam ne demiş duydun mu!" diyerek bir diğer arkadaşına anlattı. Bir nesil sırf bu adam için Sixers taraftarı oldu.

Ben de yaşım sebebiyle o nesildenim, her ne kadar Sixers taraftarı olmadıysam da Philadelphia'daki efsanevi günlerini izleyebildiği için kendini şanslı sayanlardanım. Philadelphia'daki efsanevi günleri dediysek de günler değil, yıllar. Başarılarını, yaptıklarını tek tek saymayacağım, herife haksızlık olur. Bu yazıyı yazış amacımı da bilmiyorum. Düne kadar umutlu bile değildim, inanmıyordum ama dün bu adam çıktı Beşiktaş'ımız için oynadı ya, ne diyim ki?

13 Kasım 2010 Cumartesi

"Naaptın Sen Yeğen Ya!"


Kevin Love dün gece oynanan New York Knicks - Minnesota Timberwolves maçını 31 sayı, 31 ribaund ile tamamladı. Bu öyle bir başarı ki, bunu 28 yıldır NBA'de kimse gerçekleştiremiyordu. En son 28 yıl önce Moses Malone 30-30 yapabilmişti.

Bu da başlığın ne alaka olduğunu soranlara gelsin, tık. (18+)

25 Ekim 2010 Pazartesi

Allen Iverson


Şimdilik bir şey yazmak istemiyorum, %99.9 olsa da yazmak istemiyorum, zaten ne yazabilirim ki. Adam Allen Iverson beyler! Bok atanı oyarlar yani öyle diyim. Hadi hayırlı ols... Resmileşince de üç beş bir şey karalarım.

7 Ekim 2010 Perşembe

Bacak Kadar


Bizimkiler NBA parkelerinde sahne almaya başladı. Hedo 8 ribaundun yanında dikkate değer bir şey yapmadı belki fakat Semih oldukça iyiydi, şut kaçırmadan attığı 13 sayıyı ve gecenin bloğu seçilen bloğunu buraya not düşelim. Tık... Ömer? Ömer de güzel bir fotoğraf vermiş.

12 Eylül 2010 Pazar

Teşekkürler


Final maçı hakkında şöyle yapsaydık böyle yapsaydık, hatalarımız şunlardı gibi şeyler yazacak kadar salak değilim. Bugün maç başlamadan önce belli olan bir şey varsa o da Amerika'nın bizden çok çok üstün olduğu ve bugün şut kaçırmadığımız sürece onları yenemeyeceğimizdi. O yüzden bu maç hakkında diyebileceğim hiçbir şey yok. Hakemlerin de ibnelik yaptığı falan yoktu. Bahane olamaz.

Şu an yazmak istediğim tek şey, 12 Dev Adam'a kısa bir teşekkür yazısı. İlk maçından son maçına kadar genelde farkla kazandıysak da bu takım bize inanılmaz heyecanlar ve inanılmaz mutluluklar tattırdı şu birkaç günde. Turnuvaya başlarken finale kadar çıkacağımız aklımın ucundan bile geçmezken, finale Yunanistan, Slovenya, Sırbistan, Fransa gibi rakipleri Sırbistan dışında eze eze yenerek geldik ve hatta final maçının birkaç dakikasında da rakip Amerika bile olsa "acaba?" dediğim bile oldu. Bunu bana düşündüren de 12 Dev Adam'dan başkası değildi. Öyle iyi bir oyunla buralara kadar geldik ki, kesinlikle hak edilmiş ve oldukça özverili bir çalışmanın eseriydi bu. Öyle bala göte geldiğimiz bir yer de değil yani.

Bize yaşattığın her şey için teşekkürler 12 Dev Adam, artık tek dileğimiz bu seviyede kalıcı olabilmek. Bunu yapabileceğimizi biliyoruz, her zaman bu potansiyele sahiptik. Yeter ki bu birlik ortamını sağlayabilelim.

Son olarak, Bogdan Tanjevic'e de geçmiş olsun diyorum, umarım en yakın zamanda sağlığına kavuşabilir. Bu takımla tatması gereken daha büyük başarılar var çünkü. Yıllarca bu takıma az emeği geçmedi.

Tarihe Tanıklık Etmek

8 Eylül 2010 Çarşamba

Türkiye 95 - 68 Slovenya


Feci şeyler oluyor, inanamıyorum cidden. Maçtan önce birisi gelse, bu maç öyle rahat geçecek ki son çeyrekte uyuyakalcaksın dese hahahaha diye gülerdim üstüne de eklerdim, demek fark yiyeceğiz diye. Helal olsun 12 Dev Adam. Sırada Sırbistan var. Böyle devam...

Türkiye - Slovenya Maç Öncesi


Basketbol Dünya Şampiyonası'nda Millilerimiz bu akşam saat 9'da şansımızın bir türlü tutmadığı Slovenya ile karşı karşıya gelecek. Öyle bir durumdayız ki, bu maçı kazanırsak ilk 4'e kalarak büyük bir başarı etmiş olacağız ve bu durumda İspanya-Sırbistan maçının kazananıyla oynayacağız -kim ABD'yi isterdi ki zaten-, kazanamazsak da en iyi ihtimalle 5. olacağız ve bütün emekler boşa gidecek, bütün büyü kaybolacak. En çok korktuğumuz şey olan sakatlık belası Fransa maçında bizi buldu fakat Kerem Tunçeri sakat olmasına rağmen bacağım kopsa oynarım demiş ki oynamalı da, ona fazlasıyla ihtiyacımız olacak bu akşam. Umarım kendisini iyi hissedebilir maç saati geldiğinde.

Bunların dışında iyi bir dış alan savunması bu maçın kilidini açar. Tahminim, sahada doğru olanları yaparız ve bu maçı bırakmayız. Umarım İstanbul seyircisi de bu maçın öneminin farkındadır zira Sloven seyircisi her an ev sahibi avantajını kendi takımına geçirebilecek nitelikte göründü geçtiğimiz maçlarda.

5 Eylül 2010 Pazar

O An

Türkiye 95 - 77 Fransa

...
-Sinan'ı izlemek kadar büyük bir keyif ... YOK!
-Sinan'ın süreleri arttırılmalı.
-Kerem Tunçeri'nin sakatlığı umarım önemli değildir. Ona çok ihtiyacımız var.
-Maç bittikten sonra hala büyük bir hırsla sayı atmaya çalışan Fransız'lar umarım sadece bana itici gelmemiştir.
-Futbol takımımızın ilk yarı yaptığı hareketler hiç hoş değildi. Grup halinde boğuşan ilkokullu çocukları andırdı bana.
-İhsan Bayülken bazen maalesef çok gereksiz şeyler söylüyor. Rahatsız oluyorum.
-Ömer Onan'ın röportaj esnasında "hesap yapanlar tek tek gidiyor" cümlesi yüzyılın ayarıdır. Kayıtlara geçsin.
-Ve son olarak, ne ayak kullanıldı be!

2 Eylül 2010 Perşembe

"Türkler Uçuyo'" (!)

Az önce biten maçta Milli Takımımız Çin'i tam 47 sayı farkla 87-40 mağlup etti. Her şey iyiydi güzeldi, rakip de gününde değildi. Turnuvanın en rahat maçını oynadık fakat benim aklıma takılan birkaç nokta oldu bu maçtan sonra. Maçın en başından beri zaten büyük bir farkla öndeydik ve maç hiçbir zaman zora girmedi. İpleri de gevşetmedik maç tehlikeye girmesin diye buraya kadar sorun yok. İlk yarı 39-13 bitti, 3. çeyrek yine devam ettik bu oyuna, hadi garantiye alalım diye böyleyiz dedim, buraya kadar da sorun yok. Fakat son çeyrekte sahaya çıkmasak, hatta 12 Dev Adam reklamlarındaki küçük çocukları bile oyuna soksak maçı kazanabilecek durumdayken bile bir bakıyorum ki hayatımızın savunmasını yapıyoruz, her topu sert bi şekilde bloklamaya çalışıyoruz, rakip topu oyuna sokmaya çalışırken yarı sahada pres yapıyoruz falan. Hücumdaysa yine alley-oop'lar, hiç yapılmayacak paslar, rakibin üzerinden smaç denemeleri havada uçuşuyor. Sayı attığımızdaysa rakibin gözünün içine bakmalar, triplere girmeler, topu kafayla rakibe vermeler falan. Daha neler neler...

Açıkçası bunları hiç yakıştıramadım takımımıza. Keşke adam gibi oynayıp bu maçı 47 sayı farkla değil de ne bileyim 20 küsür sayı farkla kazansaydık da böyle olaylara girmeseydik. Çünkü bana göre büyüklük bu değildir. Rakibi de düşünmek gerekir bazen.

Ekleme:
Şimdi bir de şöyle haber sitelerine falan baktım da basın da almış başını gitmiş, şöyle yaptık böyle yaptık yazmışlar. İnanılmaz yaratıcı şekilde "Çin İşkencesi" başlıkları da atılmış bir güzel. Gerçekten de "Türkler Uçuyo'" (!).

1 Eylül 2010 Çarşamba

"Maç Buralara Nasıl Geldi?"

Az önce biten maçı izliyordum. Uzun uğraşlar sonucu öne geçtik, farkı yavaş yavaş açtık. Bir ara 12'ye kadar çıkmıştı fark. 1, 1 buçuk dakika vardı bitime. Fark 9'du. Oh dedim. Bu arada skorun verdiği bir rahatlıkla hafiften gözlerimi kapattım ve oturduğum koltuğa yayıldım. İçim geçmiş. Birkaç saniye sonra Murat Murathanoğlu'nun sesine uyandım: "Maç buralara nasıl geldi?"

Kendi kendime ulan daha da mı attık yoksa, bilmem kaç sayı geriden gelip farka gidiyoruz onu mu söylüyor acaba diye düşünürken ekranın sol alt köşesine baktım ki bitime 30 küsür saniye kala fark 3. Hala anlayabilmiş değilim nasıl oldu. Maçı tehlikeye sokmamıza rağmen kazandık fakat basketbolda tipik Türkiye özelliklerini de son anda sahaya yansıtamadan edemedik. Güzel maç oldu. Grup liderliği garanti şimdi. Bunun yanında takımımız oldukça arzulu oynuyor, tam istediğimiz gibi. Ve hiçbir bahanemiz yok. Böyle devam 12 Dev Adam!..

Türkiye 76 - 65 Yunanistan

Ersan, Ömer x2, Semih, Hedo, Kerem x2, Oğuz, Ender hepinize teşekkürler. Yunanistan karşısında böyle rahat bir maç beklemiyordum açıkçası, hatta galibiyet? Belki. Ama bugün öyle bir oyun oynadık ki, hem hücumda zaman zaman aksasak da oldukça iyiydik -Ersan'a özellikle teşekkürler bunun için-, hem de savunmada özellikle Spanoulis'i ve yavaş yavaş başımıza dert açmaya başlayan Schortsanitis'i oldukça iyi durdurduk ki bu da bizim maçı rahat bitirmemize sebep oldu.

Maç belki hiç kopmadı son çeyreğin son bölümüne kadar fakat kazanacağımız açıkça belliydi, oyunu daha çok isteyen, kontrol eden taraftık ve kontrolü de kaybetmemeyi başardık ki bu sebepten dolayı başımız çok yanmıştı geçmiş zamanlarda. Özellikle Kerem Tunçeri'yi izlemek benim için inanılmaz bir zevk, bugün de oyunu öyle güzel okudu ki, ne zaman hücumda tıkandıysak takıma rahat bir sayı kazandırmanın yolunu buldu.

Güzel akşamın en kötü ismi maalesef Hedo'ydu. Belki sahada boş boş durması, 2 pas yapması bile bize çok şey katıyor fakat ondan beklentimiz kesinlikle bundan fazlası. Umarım kısa süre içinde toparlar ve daha zor maçlarımızda takımımıza katkısı daha fazla olur.

Ha bu arada, bir Vassilis Spanoulis vardı n'oldu ona ya?

5 Ağustos 2010 Perşembe

Shaq Celtics'te


Bu adam gözümde gerçek bir efsane olamayacaksa sebebi Lakers'tan sonra adam gibi hiçbir takımda uzun süre oynamamış olmasıdır. Toplamda 6. Lakers'tan sonraki 4. takımında şimdi. 34 numaralı formasının büyük bir ihtimalle emekli edileceği Lakers'ın ezeli rakibi Celtics'te depoda kalan son benzinini harcayacak ve artık Celtics'in de bu sezon tekrar söyleyecek bir çift lafı olacak. Bakalım, umarım başarılı olur Celtics. Bunu hem Shaq hem de sempati duyduğum Celtics için istiyorum. Nasıl olsa biz yine Play-Off'ları evimizde izleyeceğiz gibi.

1 Ağustos 2010 Pazar

Murat Kosova

Lig TV'ye geçmiş. Bir devir kapandı adeta. Ben kendimi bildim bileli bu adam NBA maçlarını, Basketbol Milli Takım maçlarını anlatırdı. Murat Kosova'nın Lig TV'ye geçişiyle basketbol maçları artık eskisi kadar keyif vermeyecek. Kaan Kural da artık eskisi gibi olmayacak. Alışmıştık, şimdi basketbol maçlarında bir yanımız eksik olacak hep. Tek sevindirici yan ise Murat Kosova'nın "İşte Premier League bu!" moduna yeniden dönecek olması. Ama yine de gönül isterdi ki NTV'de kalsın, basketbol maçlarını sunsun, NBA Stüdyo'ya devam etsin.