internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2010 Salı

Hotmail


Bir kullanıcısı olarak son derece memnundum aslında Hotmail'den. Hatta hala da öyleyim ama bir sorunu var bu elektronik posta sağlayıcısının. Son zamanlarda sürekli spam gelmeye başladı. Ben bunları, hiç üşenmeden, tek tek engelleyip siliyorum. Ama Hotmail bunu uygun bulmuyor olacak ki bu spamlar gelmeye devam ediyor. Gece 02:57'den 15:18'e kadar 13 tane gelmiş mesela şimdi yine.

Kimi onu aramamı söyleyip telefon numarasını vermiş, kimi kendini ve ailesini tanıtıp onunla çalışmamı istemiş, kimi yardım istemiş, kimi -hey Allah'ım- cinsel organımın boyuna takmış, kimi ise milyonlarca Dolar ya da Euro kazandığımı söylemiş, mutlu etmiş beni...

Hotmail, bir gün başka bir elektronik posta sağlayıcısı kullanmaya başlarsam bu spamlar yüzünden olacak bilesin. Sen sebep olacaksın yani buna, sen!

Google


12 yıldır emrimize amade. Ne istesek getiriyor. Okyanusta ender bulunan balıkları buluyor gibi düşünün yani. Üstelik bunu 1 saniyeden çook daha kısa bir sürede yapıyor. Bilgisayarımızda bir dosyayı arasak 1 dakikadan fazla sürüyor ki Google'ın "okyanustaki ender" balığı 1 saniyeden daha az sürede nasıl bulabildiğine akıl sır erdiremiyorum.

Arkadaşla konuşuyorduk. Tam hatırlamıyorum ama muhabbet şöyle bir şeydi:
Arkadaş: Google, 12 yıl önce kurulmuş lan. Adamlar deli gibi kazanıyor. Zaten heriflerin bir binası var, görecen, kocaman. Bisikletlerle geziyorlar, binanın içinde ağaç var falan. Çevreciler adamlar...
Ben: Napıyorlar lan o kocaman binada. Google'ı kurdular, millet de arıyor işte daha neyine çalışıyorlar?
A: Yok olm düşünsene adamlar arama yapıyor ve istediğine en yakın sonucu saliseler içinde buluyor. Sonra yanlış yazdın mı düzeltiyor ki bunu her dilde yapıyor. Sonra adamların haritası var, dil araçları var, görselleri var, akademiği var, gmail'i var kısacası Erman Toroğlu deyimiyle "var oğlu var."
B: Tamam hmnsfm tamam, orda mı çalışıyon nedir!

Büyüksün Google, iyi ki varsın!

23 Eylül 2010 Perşembe

Formspring.Me


Öncelikle formspring oldukça başarılı bulduğum bir site. Formspring kısaca sizin açtığınız hesaba arkadaşlarınızın gizli bir kimlikle sorular sorduğu bir site olarak tanımlanabilir. Hani bazılarına bir şey sormak istersiniz de bir türlü cesaret edip soramazsınız ya, hah işte tam ona uygun bir site. Akıl edenleri tebrik ederim. Fakat bu sitede gelen soruları cevaplayan kişilerde genelde "ulan sormayın bana soru moru mnkym ya" havası sezmeye başladım son zamanlarda ve buna değinmek istedim. Hele bir de anonim soranlara oluşan büyük bir tepki var. Herkes anonim soranlara ters ters cevap veriyor, kendince ayar vermeye çalışıyor falan. E ulan sen değil misin millet sana gizli kimlikle soru sorsun diye bu siteden hesap açan? Ne bu ulaşılamaz insan tripleri? Hadi "benimle çıkar mısın, ben kimim, naber" tarzı sorulara verilen ters cevapları ayrı bir yere koyayım da yazıyı öyle bitireyim. Bu arada ben de buradayım. Her türlü soru cevaplanır, eheh :)

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Rapidshare

-----------------------------------------------------
-İyi günler, rapidshare premium hesabım kilitlenmiş. Daha 4 ay vardı kullanım süresinin bitmesine. Sebebini öğrenebilir miyim?
+Rapidshare hesabınıza birisi rapid göndermiş. O yüzden kilitledik. Güvenlik önlemi olarak. Eğer bu işlem bilginiz dışında yapıldıysa lütfen bildiriniz.
-Yapılan işlemden haberim var. Bir arkadaşım gönderdi ve bunun karşılığında para almadı. Hesabımı yeniden açar mısınız?
+Yapılan bu işlem uygunsuzdur. Hesabınızı yeniden açmamız mümkün değil.
-Birisine rapids göndermek uygunsuz mu? Eğer bu işlem uygunsuzsa böyle bir uygulamanız neden var?
+Birisine rapids göndermek uygunsuz değil fakat bir başkasının hesabından rapids çalmak uygunsuzdur.
-Çalmadım. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz ve çalmadığımı nasıl kanıtlayabilirim. Bir arkadaşım gönderdi. Bu yasak mı? Eğer hesabımın yeniden açılması için bunu kanıtlamam gerekiyorsa sadece nasıl kanıtlamam gerektiğini söyleyin yeter.
+Size başka bir seçenek öneriyoruz. Sitemizin premium bölümünden yeniden hesap alabilirsiniz.
-Yeni hesap almak istemiyorum çünkü bir tane hesabım var. Ve bunu siz kilitlediniz. Sebepsiz yere. Çalmadım. Bir arkadaşım gönderdi. Bu yasak değil değil mi? Hesabımı kilitleyemezsiniz. Uygunsuz bir şey de yapmadım. Tekrar söylüyorum, kanıtlamam gerekirse kanıtlarım.
+Hesabınız yeniden açılmıştır.
-Hesabım açıldı fakat 2000 rapids'im nerde?
+Çalınan rapidsleri sildik.
-Bunu nasıl söylebiliyorsunuz hala anlamıyorum. Çaldım mı? Eğer çaldıysam bunu nasıl yaptım?
+Lütfen bunu kişisel algılamayın.
-----------------------------------------------------

...ve evet, işte bu yıllardır herkese karşı savunduğum rapidshare'in gözümde bitmesini sağlayan diyalogdur. Ama yine eşşek gibi bu heriflere para kazandıracak mıyım? Maalesef evet; ama haram zıkkım olsun bundan sonra.

27 Temmuz 2010 Salı

Lise Dizileri

Yazıya nasıl başlasam da yazıyı klişelere teğet geçerek tamamlasam bilemiyorum. Ama şu lise dizilerinde eşşek kadar adamların oynamasına uyuz oluyorum kardeşim! Ünlü oyuncu oynatacağız diye eşşek kadar herifleri oynatmayın şu dizilerde.

Mesela son örnek Küçük sırları ele alalım. (ele almak?!) Dizide Çetin karakterini oynayan Burak Özçivit 26 yaşında. Oha! Gençlik dizilerinin vazgeçilmez ismi Sinem Kobal 23 yaşında. Merve Boluğur da aynı şekilde 23 yaşında. Ulan sizin yaşınızda üniversite bitiren var hala ne liseli tavırları bunlar? Cast seçimini yapanlar bunlara biraz dikkat etsin rica ediyorum. Bakın rica. Bu diziye tekrar döneceğim unutturmayın.

Aklıma bir başka örnek geldi, resimdeki dizi Lise Defteri. Oyuncu seçimi şimdi aklımda kaldığı kadarıyla biraz daha uygundu sanki ama Emre Altuğ vardı lan! 33 yaşındaydı kendisi bu dizi esnasında. E oha! Rekor olabilir bu konuda. Yine Ece Erken vardı. 25 yaşındaydı. Daha fazla örnek vermeyeceğim bu konuda. Çünkü bu dizilere uygun yaşta öğrenci sayısı bir elin parmaklarını geçmez belki de. Sanırım bu konuda gerçek anlamda en başarılı diziler de Koçum Benim ve Hayat Bilgisi'ydi. Birkaç istisnayı saymazsak.

Gelelim bu dizilerle ilgili sıkıntılı olduğum bir diğer konuya. Neymiş bu konu? Bu dizilerdeki öğrencilerin yaşlarını aşan işler yapmalarıymış mesela. Küçük Sırlar'ın 2. bölümüne baktım biraz. Herkes araba kullanıyor. Okula arabayla giriyorlar falan. Tamam zenginsiniz okulunuz da fazlasıyla geniş bu konuda bir şey diyemem. Ama lise öğrencisi olduğunuza göre 18 yaşını geçmiş olmanız pek olası değil. E ehliyet nerde? Nasıl herkesin altında araba oluyor? Bir de ben okulumu hatırlıyorum da şerefsizim siyah ayakkabı dışında ayakkabıyla almazlardı bizi. Ama bakıyorum bu dizide herkes farklı üniforma giyiyor, kızlar ayakkabı olarak yüksek topuk tercih ediyor falan. Oha lan! Ayıp ama. Yemeyin bizi bu kadar.

Uzun zamandır aklımdaydı bu tür bir yazı yazmak. Şimdi biraz içimi döktüm. Aklımda olan birçok şeyi yazmayı eminim unutmuşumdur. Zaten bana kalırsa bu yazıyı da yazmazdım bir türlü zaman bulup ama Zaytung'da gördüğüm şu haberle beraber hadi bakalım dedim de yazdım.

"Son 20 Senedir Gençlik Dizilerinde Lise Öğrencisini Canlandıran Oyuncu, Kalp Yetmezliğinden Yaşamını Yitirdi"

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Halim Baykuş

İnci'nin son incisi Halim Baykuş. Şu an facebookta yüzlerce, belki binlerce Halim Baykuş isminde profil var. Bazı durumlarda oldukça komik olabiliyor. Örneğin arkadaşlarınızın profil resimlerini değiştirdiği haberinde birkaç tane yan yana bu adamın resmini görmeniz falan filan. Resim beni kesmedi bir de kendi gözlerimle göreyim diyenler buraya tıklayabilir. Ha bir de Halim Baykuş adına bir vikipedi sayfası açmışlardı ki benim gözümde efsanedir.

edit:
Şansıma şimdi ekşide denk geldi birisi "caps" almış, eheh. O da burada.

iSketch

Son zamanlarda internet üzerinden en çok oynadığım oyundur iSketch. Basit bir oyun. Tabudaki resim çizme bölümünün internet üzerinden oynanması diyebiliriz en basit tanımla. 10 tur var ve herkes sırayla bir şeyi çizerek diğer oyunculara anlatmaya çalışıyor. Anlatılacak şeyi ise sistem belirliyor. Örneğin sıra bana geldiğinde "örümcek" diyor ve ben örümceği çizerek karşımdakilere anlatıyorum. İlk bilen 10 puan alıyor ve bana da 10 puan kazandırıyor, ikinci bilen 9, üçüncü bilen 8 diye gidiyor. İlk kazandığımız 10 puandan sonra bize de 1'er puan geliyor. Oynarken vakit oldukça iyi geçiyor. Çizim yaptığımız bölüm paint kadar basit bir bölüm. Çok iyi bir çizim yeteneğimizin olması da gerekmiyor. Zaten oynadıkça da çiziminiz güzelleşmese de nasıl anlatabileceğiniz konuda daha bir cin fikirli oluyorsunuz ve artık 1.'likler kazanan biri oluveriyorsunuz. Tavsiyemdir.

Not: Oyuna ilk girerken eğer sisteminizde yüklü değilse Adobe Shockwave Player yüklemenizi istiyor. Yükledikten sonra sorunsuz giriyorsunuz. Username ve Password'ünüzü unutmayın her seferinde bu ikiliyi kullanarak gireceksiniz. Odalara girdiğinizde Turkish odaları var aşağılarda. Sürekli birileri oluyor zaten. Hadi hayırlı tıraşlar.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

İnci Sözlük

İnci Sözlük diye bir oluşum var. Bilmeyeniniz yoktur heralde, şimdi anlatacam bunların ne yaptıklarını aklımın bildiğince. Bu adamların artık işin b*kunu çıkardğını düşünenler var bir de, bunlara cevap niteliğinde olacak biraz da. Özellikle son "civciv" olayından sonra şiddetle İnci Sözlük'ün boş, salakça bir oluşum olduğu söylenmekte toplumun ahlakını bozduğu iddia edilmekte.

İnci'den önce güzel ülkemizde cinayetler, tecavüzler, tacizler, hırsızlıklar, çocuklara karşı cinsel istismarlar yoktu. Hep bu İnci yüzünden türedi böyle şeyler.
Normal hayatında İstanbul Türkçesiyle konuşup Amerikan filmlerindeki "fuck"ı "kahretsin" diye bilen insanlar, İnci'yi gördükten sonra hayvanlaştı...

Komiksiniz!

İnci'nin amacını "küfredip rahatlıyorlar işte, futbol maçına gidip küfretmek gibi bir şey" diye tanımlamak da garip geliyor biraz bana. İnci, insanların hiçbir yerde bulamadığı anarşik ortamı sağladı insanlara. Özgürlüğün reddedilemez hazzını yaşattı, yaşatıyor. Bu özgür ortamı suistimal edecek kişiler elbette çıkacaktır. Ancak bence bunlar istisnadır, kuralsa İnci Sözlük'ün sisteme başkaldırı oluşudur.

Asıl eleştirdikleri nokta ise eminim ki sizin de bildiğiniz Ekşisözlük'ün o aristokrat tavırları. İnci Sözlük halkın sözlüğüdür, dışarıya baktığında gördüğün insanlar var orda. Trafik sıkıştığında birbirine küfreden insanlar, İncisözlük'teki insanlar. Herhangi bir hayvanlık yapıldığında İnci Sözlük eleştirilecekse öncelikle toplumu eleştirilmeli.

Çok fazla yerde İnci Sözlük'ü savundum, bundan çok fazla haz almıyorum ama hala güzel bir şeyler yaptıklarına inanıyorum.

Ha bu arada yazı çok uzun oldu, özet geç p*ç diyenleriniz olursa da şöyle özetleyebilirim: İnci haklı beyler!

11 Temmuz 2010 Pazar

Facebook

Mark Zuckerberg isimli üniversiteli bir genç ne güzel düşünmüş de kurmuş Facebook'u. Harvard Üniversitesi'ndeki arkadaşlarımla da iletişimim de koparmamış olurum bu sayede demiştir eminim. Bu adamın kurduğu site kısa sürede nerdeyse her ulustan milyonlarca insanı bir araya getiren bir site haline geldi. Peki ya biz geri kalır mıyız? Tabi ki hayır. Facebook, Türkiye'de en çok ziyaret edilen 5. siteymiş. Ne güzel! Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu bu Facebook kullanıcısı vatandaşlarımız çoğu zaman "kopuq", "çatlaq" şeyler paylaşıyorlar, "xD" diye gülüp eğleniyorlar. Zaman zaman geçmişi düşünerek hüzünlenip küfrediyorlar kaderlerine. Gün geliyor vatankurtarıyorlar burada, boru değil yani. Her şey güzel, hiçbirine bir şey demeyeceğim.

Ama eminim ki Zunkerberg arkadaşımız, bizim insanımızın Facebook'u Face diye kısaltacağını bilseydi farklı bir isimle kurardı sitesini ya da bu kadar kötü bir hale düşmemek için hiç kurmazdı belki de. Yukarıda söylediklerime hiçbir itirazım yok (aslında var da neyse, yok diyelim) ama buna itirazım var. Facebook'a Face diyorsak Çanakkale'ye Çanak, Balıkesir'e Balık ne bileyim sandalyeye sandal, bilgisayara da bilgi diyelim. Ama bunlara böyle demiyorsak Facebook'a da Face demeyelim. Çok sinir bozucu olabiliyor. Umarım bana hak veriyorsunuzdur.

Neyse o zaman bi feys yapıp gelelim mi?