futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Haziran 2011 Pazar
Mutluluk
İşte mutluluk budur, Nobre resmen Mersin'de. Gerçi mutluluk Nobre'nin Mersin'de olmasından ziyade, Nobre'nin Beşiktaş'ta olmaması benim için. Bir de "mutsuz olduğum bir yerden, mutlu olacağım bir yere gidiyorum" buyurmuş beyimiz. Hassiktir diyorum, hassiktir.
24 Haziran 2011 Cuma
Beşiktaş 2011-2012 Futbol Formaları
Fanatik'te okuduğuma göre bu yılki formalarımızın arasına 4. forma olarak kırmızı forma da eklenmiş, en son 100. yılımızda kırmızı formalarımız çıkmıştı ve ben şahsen çok beğenmiştim. Hatta bu formalardan almak istediğimde bulamamıştım ve sadece şortunu alabilmiştim o zamanlar. Taraftarlar da zaten her yıl özellikle kırmızı forma istiyordu, hatta bu beklenti sonuçsuz kalınca kırmızı kaleci forması alanlar bile çıkıyordu. O açıdan iyi bir seçim olmuş kırmızı. Benim de içinde bulunduğum yüzlerce taraftarın bu formalardan alacağını ve yönetime bu şekilde teşekkürlerini ileteceğini düşünüyorum.
Diğer yandan diğer üç model de geçen sezonki gibi düz siyah, düz beyaz ve çubuklu olacakmış ki bu haber de beni çok sevindirdi. Hatta mümkünse geçen yılki formalar üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan yeniden piyasaya sürsünler, yine alırım. O kadar güzeldi yani. Puma ile anlaşmamızın sona ermesinden beri en güzel formalarımızdı. Hatta sanırım benim için gelmiş geçmiş en güzel formalara ait sezondu. Umarım yine en az geçen sezonki kadar mükemmel formalarla başlarız sezona. Son olarak da şöyle bir bilgi vereyim, formalar Temmuz sonuna doğru tanıtılmaya başlanacakmış.
Diğer yandan diğer üç model de geçen sezonki gibi düz siyah, düz beyaz ve çubuklu olacakmış ki bu haber de beni çok sevindirdi. Hatta mümkünse geçen yılki formalar üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan yeniden piyasaya sürsünler, yine alırım. O kadar güzeldi yani. Puma ile anlaşmamızın sona ermesinden beri en güzel formalarımızdı. Hatta sanırım benim için gelmiş geçmiş en güzel formalara ait sezondu. Umarım yine en az geçen sezonki kadar mükemmel formalarla başlarız sezona. Son olarak da şöyle bir bilgi vereyim, formalar Temmuz sonuna doğru tanıtılmaya başlanacakmış.
6 Mayıs 2011 Cuma
Rio Ferdinand
Reyiz gerekli açıklamayı yapmış. Resmi sitede kendisi ile yapılan mini röportajda en iyi deplasman atmosferini İnönü'de gördüğünü söylemiş.
"Best away atmosphereTürkçe meali: Beşiktaş. 2009'daki maçta oynamadım fakat stadyumdaydım ve zamanımın çoğunu maçı izlemek yerine Beşiktaş'lı taraftarları izlemekle harcadım.
Besiktas. I didn’t play in the game [in 2009] but I was at the stadium and I spent a lot of the night watching their fans rather than the match!"
1 Mayıs 2011 Pazar
21 Nisan 2011 Perşembe
21 Ocak 2011 Cuma
Beşiktaş 2011
İkinci yarıda şu 11'le sahaya kaç maç çıkarsak o kadar iyi, açılışı Buca ile Şeref Bey'de yapıyoruz. Hadi hayırlı olsun...
edit:
Evet ortalamada sorunlarım var.
2 Ocak 2011 Pazar
28 Aralık 2010 Salı
Ulan?!
Beşiktaş'ın resmi sitesi BJK.com.tr'ye aşina olanlar hemen anlayacaktır, görsel resmi siteden. Burada tabi ilk olarak dikkati çeken Simao Sabrosa'nın 31 numaralı formasının Paint ile yapılmış olması. Ulan hiç mi düşünmediniz bu kadar ele ayağa düşmeyelim diye. Zaten milyon tane 31 numaralı forma üretilecek, bir tane yapıp resmini çekip onu koyamadınız mı? Hayır bir de font şu an formalarda kullandığımız font olsa neyse. Hiç yakışmamış, hiç. BJK.com.tr grafikerleri bildiğin Paint terk. Hiç gerek yok böyle montajlara, ha gerek olsa bile ben daha iyisini yapardım şunun o kadar söylüyorum.
21 Aralık 2010 Salı
20 Kasım 2010 Cumartesi
19 Kasım 2010 Cuma
Ölür müsün Öldürür müsün?
Ronaldo geçen günkü Portekiz - İspanya maçında harika ötesi bir gol denemesi yapmış, hatta atmış da. Deneme dedim, çünkü Nani bu gole engel olmuş. Eğer ki olmasaydı, kaleye gireceği kesin olan topa kafasını sokmasaydı sanırım yıllarca bu golü izleyecektik jeneriklerde falan. Öyle güzel bir gol yani. Nani'ye tebriklerimizi iletiyoruz, Ronaldo'ya ise şu soruyu yöneltiyoruz: Ölür müsün, öldürür müsün? Delirtmekte son derece haklı. Video yukarıda, açılmıyorsa burada.
8 Kasım 2010 Pazartesi
28 Ekim 2010 Perşembe
Guti Haz. #3
Bugün Beşiktaş adına oynayan 13 futbolcu bir yana, Guti bir yana. Attığı milyon tane al da at dercesine pastan sonra bizim yeteneksiz hücum oyuncuları hiçbir şekilde bu pasları değerlendiremeyince zaman geçtikçe sen at ulan, bırak pası sen at dedim içten içe, uzatmalarda da öyle oldu. Guti'nin ilk golü açtı kilidi. Beşiktaş pek iyi yolda değil, maalesef değil. Bugün Guti olmasa Türkiye Kupası'nda olamayacaktık belki de.
Ha bir de, bugün Beşiktaş adına oynayan 13 futbolcudan ayıracağım bir kişi daha varsa o da Holosko'ydu. Ama onun için bir şeyler yazmak istemiyorum şu an, küfürle doldurmayalım blogu. Git Holosko, git. İşin yok senin burada. Birine bakıp çıkmış gibi yap, git.
21 Ekim 2010 Perşembe
Hakan Arıkan
Bak Hakan, bu akşam senin yüzünden yenildik demiyorum. Ama tek bir şeyi açık ve net bir şekilde sormak istiyorum. Bu takımı daha ne kadar sikeceksin?
17 Ekim 2010 Pazar
Frank Rijkaard
Ben hiçbir yorum yapmak istemiyorum, sözü doğrudan Bülent Ortaçgil'e bırakıyorum: "Bana biraz umut ver, biraz umut ver, biraz umut veeer, ver ki yeniden başlasın..."
12 Ekim 2010 Salı
Aman Ne İyi
"İnönü Stadı'nın isim sponsorluğu konusunda, Kulübümüz ile Fiyapı A.Ş. arasında Perşembe günü imza töreni yapılacak.
Başkanımız Yıldırım Demirören ile Fiyapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan'ın katılacağı imza töreni, 14 Ekim Perşembe günü saat 11.30'da BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde yapılacaktır." -Resmi site.
9 Ekim 2010 Cumartesi
3 Ekim 2010 Pazar
Trabzonspor 1 - 0 Beşiktaş
Takımı maç kazanırken takımını göklere çıkaran, kaybederken de itin götüne sokanlardan değilim. Schuster hakkında uzun süredir pek iyi şeyler yazmadım, yazacak gibi de durmuyorum. Hala bu takıma prestijden başka bir şey kattığını da düşünmüyorum. "Rotasyon yapmak" adı altında takımın ve kadronun her maç bambaşka oluşu da hiç hoşuma gitmiyor. Bu takımın ilk 11'i bellidir. Ne diye her maç değiştiriyor anlayamıyorum. Hele de Fenerbahçe, Trabzon gibi derbi maçlarda.
Bugün bakıyorum yıllardır Türkiye'de altından kalkamadığı derbi kalmamış, hücum hattını oldukça iyi destekleyen, savunmada kendisine verilen her türlü görevi yerine getiren, 90 dakika koşan İbrahim Üzülmez kenarda, Beşiktaş'a geldiği günden beri bekleneni bir türlü veremeyen İsmail oyunda. Şimdi bakıyorum da ne hücumda vardı bugün, ne de savunmada. Hilbert'ten zerre hazetmiyorum. Sağ bekte mecburen oynatılıyor gibi görünüyor. Ekrem'in ve Erhan'ın durumlarını tam olarak bilmediğim için o konuda bir şey demiyorum ama sağ açıkta Tabata oynamaz. Görüyoruz bunu açıkça. Keza sol açıkta da Holosko. Bugün eminim ki İsmail-Holosko ikilisinden daha iyi iş yapacak bir ikili varsa o da İsmail-İbrahim ikilisiydi. Bir de bu takımda Nobre vardı değil mi bugün? Nobre öyle bir futbolcu ki takım ileri çıkarken geri koşu yapıp top almaya çalışıyor falan. Yani forvet olmaktan çok öte. Bu takımın forveti Bobo'dur. Bunu milyonlarca Beşiktaş taraftarı ve Beşiktaş'ı izleyenler söylüyor, eminim ki Schuster de bunun farkında fakat rotasyon değil mi? Önemli şey tabi. Belediye maçında başımızı yaktı, Fener maçında da, bir de Trabzon'da yaksın ne olacak ki?
Maça olabilecek en kötü 11'le çıkıp elimize avcumuza aldıktan sonra bir de bakıyorum dakika 60 oluyor, önce doğal olarak Bobo giriyor oyuna, bakıyorum çıkana Ernst. İlginç bir seçim. Daha sonra Necip giriyor ne yapacağını anlamadığım halde, bir de bakıyorum Guti çıkıyor. Bu maçla ilgili tek umutlu olduğumuz oyuncu. Hani bir ara pas verir de birini kaleciyle karşı karşıya falan bırakır ya? Neyse, Necip'i oyuna alarak orta sahadaki bütün etkinliğimizi rakibe veriyoruz ve/fakat defansif yönümüzü güçlendiriyoruz. 1-0 yenilelim yenileceksek, 2-0 3-0 falan değil. Mantık bu sanırım. Son değişiklik hakkımızda da en azından Yusuf falan beklerken -evet Yusuf!- bir de bakıyoruz Onur Bayramoğlu giriyor. Sanırım bu seneki ilk maçıydı. Zaten pek de görünmedi ortalarda. Nitekim sanırım şutumuz bile olmadan maçı tamamladık. Schuster tahminim o ki şu an mutludur, yepyeni bir rotasyon yarattı ve denedi en azından. Beşiktaş mı? İstikrar mı? Kim takar?
Juan Pablo Pino
Keita'nın satışından sonra kolay adam geçebilen kanat oyuncusu eksiğimizi kapatmak için getirildi Pino. 23 yaşında, Kolombiyalı, 2007'den beri Monaco'da oynuyor. Bunları duyunca insan, umutlanıyor tabi ister istemez. Aslında yeteneksiz biri de değil. Hızlı, bileği kıvrak falan hamuru iyi yani.
Bu yazıyı yazmamın nedeni ise Pino'nun futbolu bilmiyor olması. En son oynanan Kardemir Karabükspor maçında, Pino'yu maç boyunca gerek saha kenarından teknik heyetten gerekse saha içinde Galatasaraylı futbolculardan en az 15 kere "Pinooooo" diye çağırdıklarını duyduk biz televizyondan maçı takip eden taraftarlar olarak. Peki niye bağrışıyor bu Galatasaraylı futbolcular, teknik heyet? Çünkü bu adam futbolun en temel kurallarından bihaber. Korner kullanılıyordur, bu herif savunmada kalmalıdır ama kalmaz. Topu alır, bir çalım atar, son çizgiye iner, berbat bir orta açar, geri dönmez. Bir şekilde ceza sahasının içine dalar, açısı dardır, penaltı noktasında bekleyen bir takım arkadaşı vardır ama kendisi pas vermeyip şut çekmeyi tercih eder. Top rakipteyken baskı yapmaz. Top bizdeyken pozisyon almayı bilmez...
Sene boyunca bu adamı bu şekilde izlersek toplu kanser vakalarıyla karşılaşılır, tıp dünyası da bu olanlara bir açıklama getiremez. Son olarak duygularımıza tercüman olan Mustafa Sarp'ı dinliyoruz.
Bu yazıyı yazmamın nedeni ise Pino'nun futbolu bilmiyor olması. En son oynanan Kardemir Karabükspor maçında, Pino'yu maç boyunca gerek saha kenarından teknik heyetten gerekse saha içinde Galatasaraylı futbolculardan en az 15 kere "Pinooooo" diye çağırdıklarını duyduk biz televizyondan maçı takip eden taraftarlar olarak. Peki niye bağrışıyor bu Galatasaraylı futbolcular, teknik heyet? Çünkü bu adam futbolun en temel kurallarından bihaber. Korner kullanılıyordur, bu herif savunmada kalmalıdır ama kalmaz. Topu alır, bir çalım atar, son çizgiye iner, berbat bir orta açar, geri dönmez. Bir şekilde ceza sahasının içine dalar, açısı dardır, penaltı noktasında bekleyen bir takım arkadaşı vardır ama kendisi pas vermeyip şut çekmeyi tercih eder. Top rakipteyken baskı yapmaz. Top bizdeyken pozisyon almayı bilmez...
Sene boyunca bu adamı bu şekilde izlersek toplu kanser vakalarıyla karşılaşılır, tıp dünyası da bu olanlara bir açıklama getiremez. Son olarak duygularımıza tercüman olan Mustafa Sarp'ı dinliyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















